Yaşam tasarım atölyesi

Yaşamdaki en olmazsa olmazlarımızdan dan biridir  yol arkadaşlığı…adı eş olur,ana olur,evlat olur arkadaş,ortak olur ama hep yol arkadaşlarımız vardır..en katı en sevgisiz en zor hatta aklı tamam olmayanların bile..çünkü dünyada katedilmesi  gereken zaman öyle zorlu,uzun,yorucu ve açmazlarla doludur ki tek başına baş etmesi nerdeyse imkansızdır..

Aslında her kim olursa yol arkadaşımız , paylaşılan asıl şey korkumuzdur..korkularımız..birlikte olunca daha az korkulur çünkü..çünkü doğuşun safiyetinde bırakılmaz yeni doğan..her gün yeni şeyler öğretilir..neleri nasıl yapamayacağına dair..nelerden korunması gereketiğine dair..tehlikeler dair..yani korku öğretilir..erişkin olduğunda da artık korkuları vardır en çok ….

Kaybetme korkusu, parasızlık korkusu, sevilmeme korkusu,  aldatılma korkusu, yalnızlık korkusu  ve hepsinin temelinde de ölüm korkusu..

İşin en kötüsü bu korkuların eğitimle filan da hiç ilgisi yoktur…“daha iyi eğitilmiş “ “daha donanımlı” gibi görünenlerde ve daha çoktur hatta gizliden gizliye..çünkü daha çok donanım daha çok kaybetme korkusu yerleştirir çekirdek korkuların üzerine..daha zeki ise daha akıllı ise çekirdek  korkuların üzerine daha sofistike korkular da yerleşir..”yeterince iyi olamama” korkusu filan gibi..dahası arttıkça, daha çok “şey” e sahip oldukça korkusu artar.

Yaşamımızın her yanında insanlar..eşiyle, dostuyla, işiyle, aşıyla, konu komşuyla, devletle, toplumla, medyayla  en  çok da kendiyle bi türlü barışa oturamayan insanlarla dolu çevremiz..işte bu öğretilmiş korkular,çaresizlikler, edinilmişliklerle oluşan değer yargıları bu değer yargılarının oluşturduğu duygularla yoğrulmuş insanlar..bir de üzerine egozantrik yüklemeler yapılınca…sadece ben penceresinden dünyaya bakan ve açılarından ötesini göremeyen,  dar alanlara kısılıp kalmış insanlar….her birinde kendimizden bir şeyler görmemiz çok mümkün çünkü bize ayna  insanlar…

Oluşturulmuş değer yargıları ve duygularının kendilerine yardımcı olmadığını , bunca yükleme ve daraltılmış açılardan dünyayı olması gerektiği gibi göremediğini ve gerçekten yol bulamadığını “fark edebilen” ler yardım arayışına girdiklerinde çalıyorlar galiba koçluk kapısını..

İşte tam o noktada ruhunun derinlerine inmenize,en saklı sırlarını bilmenize ve yolunda yanında yürümenize izin veren bir insana yol arkadaşı olmak sanırım koçluk…o aslında derinde bir yerlerde saklı olan ama baktığı halde göremediği, bildiği halde dillendiremediği cevaplarına  ulaşmasını sağlamak..ihtiyacı olanın  zaten kendisinde olduğunu farkettirmek…..bulma yolundaki seferine eşlik etmek… Ve farkında olmadıklarını açığa çıkarmak..

Yaşamın bir yerinde  sıkışıp kalmış başka bir insanın aslında nefes alabileceği başka pencerelerin de olduğunu görmesini sağlamak,ya da yeni, uzuuun bir soluk almasına katkıda bulunmak,

Bütün bunları yaparken de yansız,yargısız sessiz bir bilge gibi durabilmek,sadece güven vererek..

Ve en güzeli de; bunları yaparken, doyumsuz  bir tad ve bir  hoşnutluk duygusu yaşamak…Yaşamın sırrına ulaşmak gibi…zaten var olanı, ama henüz kimsenin bilmiyor olduğunu bilmek hatta evrenin sırlarına hakim olmak gibi…belki de gibi değil ta kendisi..çünkü evren zaten insan değilmi?

Diye yazmışım koçluk eğitimi sonunda  hocamın talebiyle …ama zaman içinde koçluk kavramının anlamının değişip içinin boşaltılmasıyla vazgeçtim…o zamandan bu zamana kendime kattıklarımı da ekleyip; inovatif gelişimci diyorum artık…yaşam tasarımlarına ilham vererek yapılan yol arkadaşlığı yani, hayat denen yolda hepimizin ihtiyacı olan hani..bu yolda paylaşmaya geldimbiriktirdiklerimi..ve BİRlikte öğrenmeye bu atölyede..Hadi Bismillah 🙂

Fennell said, but rather serve as a next step offering more focused https://pro-essay-writer.com/ help in the earlier grades